‘Bu dediğin Kur’an’da var mı?’ mantığı!

0

Mehdi Aksu – Araştırmacı Yazar

Bu söylediklerin Kuran’ın neresinde vardır! Eğer Kuran’dan söylersen kabul ederim aksi taktirde kabul etmem!

Bazen bazıları dini konuları, Ehlibeyt imamlarının makam ve faziletleri hakkında konuşup münazara ettiklerinde “bana sadece Kuran’dan delil getir derler ve rivayetleri (hadisleri) kabul etmediklerini direk yahut dolaylı söylerler!

Bu tarz düşünce mantığı sakat bir düşüncedir ve bu mantık “hesbuna kitabullah” (Allah’ın kitabı bize yeter) diyenlerin mantığıdır.

Zira:

1-Şia, sadece tek başına Kuran’ı değil, Kitap ve sünnetin her ikisinide şeriata kaynak olarak kabul etmektedir. Sünnet yani Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve alihi vesellem efendimiz ve Ehlibeyt imamlarından südur eden rivayetlerdir ve Kuran gibi şeriatın kaynağıdır ve hüccettir.

2-Kuran’ın kendisi Hz. Peygambere ve Ehlibeyte rücu etmeğe dair emir buyurmuştur. Dolayısıyla kendisine sadece Kuran’ı delil ve kaynak kabul eden insanın Kuran’ın emrine binaen sünnete rücu etmesi ve sünneti kabul etmesi gerekir.

3- Müslümanların güncel hayatlarının içerisinde olan bir takım ameli hükümlerin açıklanmaya ihtiyacı vardır. Örneğin, Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor: “Namaz kılın ve zekât verin ve itâat edin Allah’a ve Peygamberi’ne” ( Mücadele, 13)
Bu ayette Allah’ın kılınmasına dair emir verdiği namazdan maksat nedir? Kaç rekâttır? Kaç farzı, kaç sünneti vardır? Rükûsu ve secdesi nedir ve nasıldır? Bu namazın zikirleri nelerdir?

İki kelimeden ibaret olan ve Kurân’da defalarca zikrolunan “Kılın namazı” cümlesini inananlara eksiksiz olarak kim beyan edebilir? Binlerce ilim ve bilim adamı bir araya gelerek ömürlerinin sonuna kadar “Kılın namazı” cümlesini araştırsalar, sahih ve doğru olarak açıklayamazlar.

Günlük farz namazlar on yedi rekât ve sünnet namazlar ise otuz dört rekâttır.
Bu rakamlar Kurân’ın neresinde zikrolunmuştur! Sabah namazının farzının iki rekât, öğle namazının farzının dört rekât, ikindi namazının farzının dört rekât, akşam namazının farzının üç rekât ve yatsı namazının farzının dört rekât olduğu Kurân’ın neresinden anlaşılmaktadır. Bunları masumdan başka kim beyan edebilir!

Kuran’da geçen hac kelimesinden maksat nedir? Haccın manası nedir? Amelleri nelerdir? İhramlıya, ihram halinde neler haramdır? Tavaf ve sa’y nedir? Bunların hiç birisi Kurân’da beyan olunmamıştır. Bunları kim açıklayabilir!

Oruç emrinde, orucun ne olduğunu, orucu nelerin bozduğunu, oruç tutan insana nelerin mekruh ve sünnet olduğunu kim beyan edebilir? İslam dininin ameli hükümlerinde yukarıdaki sorulara benzer binlerce soru işareti bulunmaktadır? Bunca soru işaretini kim çözebilir ve kim beyan edebilir?

İslam dininin ameli hükümlerinde yukarıdaki sorulara benzer binlerce soru işareti bulunmaktadır? Bunca soru işaretini masumdan başka kim çözebilir ve kim beyan edebilir?

Bu kavramların, Nebilerin ve Ehlibeytin makamlarının tamamını Allah tarafından Kurân-ı Kerim’in beyancısı olarak tayin edilen Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) ve Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a)’den sonra ise ancak ve ancak, Ehlibeyt imamları beyan edebilirler. Zira Kurân’ın beyan hakkını Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a)’den sonra Allah-u Teâlâ Ehlibeyt imamlarına bırakmış ve bu önemli görev için onları tayin etmiştir.

4-Eğer sadece Kuran yeterli olmuş olsaydı, öyleyse masumlardan südur eden bunca hadisler ne içindir? Bunca hadis ne işe yarar? Bu rivayetler sadece okunup, sevap alınması içinmidir? Tabiki böyle değildir. Aksine sahih hadisler din hükümlerinin beyanı içindir.

İmam Ali, (a.s) Kurân-ı Kerim’den dem vurarak “Hüküm ancak Allah’ındır; biz Kurân’a tabi oluruz, sana tabi olmayız” diyerek, insanları yoldan çıkaran haricilere şöyle buyurmuşlardır: “Bu Kurân’dır, onu konuşturmaya çalışın; ama o konuşmaz. Fakat ben ondan haber vereyim size; geleceğin bilgisi, geçmişe ait haberler, derdinizin ilacı, aranızdaki düzenin gerektirdiği her şey ondadır.”

İmam Muhammed Bakır (a.s) şöyle buyurmuşlardır: “Vasilerden başkası Kurân’ın tamamının; zahirinin ve batınının kendi yanında olduğunu iddia edemez.”
Başka bir hadisi şerifte şöyle buyuruyor: “İnsanların aklına Kuran’ın tefsirinden daha uzak bir şey yoktur; zira bir ayetin baş bölümünün bir konuda, ortasının başka bir konuda ve son bölümünün de bir başka konuda nazil olması mümkündür.”
Ehlibeyt imamları ilmin evlatları olduklarından, rahmet okyanusunda şekillendiklerinden, fazilet, dirayet ve marifet kaynağı olduklarından dolayı, Hz. Peygamber (s.a.a)’den sonra Kurân’ın yegâne beyancıları sadece onlardır.

Elbette, sadece Kurân-ı Kerim’in beyana ve beyancıya ihtiyacı yoktur. Kurân-ı Kerim’in yanı sıra Hz. Peygamber (s.a.a)’in sünnetinin de beyana ve beyancıya ihtiyacı vardır.

Dolayısıyla bu tarz düşünce mantığı sakat bir düşüncedir ve bu mantık masum imamın karşısına çıkıp velayeti yok etmek isteyen ve “hesbuna kitabullah” (Allah’ın kitabı bize yeter) diyenlerin mantığıdır.

NOT: Daha geniş bilgi için “MARİFET-İ A’Lİ MUHAMMED” eserine bakınız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here