Yaşayan ölüler!

0

Mehdi Aksu – Araştırmacı Yazar

Yaşayan ölüleri hangi sıfatlar ile tanıyabiliriz?

Yaşayan ölüler hiçbir şeyden ibret almazlar. Hiçbir şeyden ders çıkarmazlar. Ölümü, sonrasını, hesabı, cehennemi asla düşüncelerine almazlar. Onlara istediğiniz kadar ayet, hadis söylense, nasihatler edilse bile asla onları etkilemez. Hatta onlara peygamber bile konuşacak olsa yine de fayda vermez.

Hz. Ali (aleyhisselam) böyleleri hakkında şöyle buyurmuştur; “Suratı insan, kalbi ise hayvan kalbidir. Hidayet kapısını bilmez ki yönelsin, körlük kapısını bilmez ki ondan yüz çevirsin. Dirilerin ölüsü odur.”

Ebu Cehil gibiler yaşıyorlardı ama cismani olarak yaşıyorlardı. Hiçbir keramet, nasihat onda eser etmiyordu.

Kuran böyleleri hakkında şöyle buyurmuştur:
“Çünkü gerçekten sen, ölülere (söz) dinletemezsin ve arkasını dönüp kaçmakta olan sağırlara da çağrıyı işittiremezsin.”

Abdulmelik Mervan Kâbe’ye gitmişti ama tavaf edecek maneviyatı yoktu. Bir kenara çekilip oturmuştu. Yanındakiler ona neden tavaf etmiyorsun, tavaf et ve ihramdan çık dediler. Şöyle dedi: Bu işlerden, ibadet etmekten nefret ediyorum.

Tabiinden olan Ebu Hazm onun yanına gelerek nasihatler etti. O Ebu Hazm’a şöyle dedi: Ey Ebu Hazm, yanımda birisini öldürdükleri zaman rahatsız olmuyorum, içki içtiğim zaman mutlu oluyorum ve ibadet etmekten nefret ediyorum. Bu şekilde olmamın sebebi nedir diye sordu.

Ebu Hazm şöyle cevap verdi: Kalbin derece derece olan bir takım hastalıkları vardır. Kalbin hastalığının en son derecesi ölümdür. Senin ruhun ve kalbin durmuştur. Artık hiçbir nasihat sana fayda vermez.

İnsan günahtan lezzet aldığını, ibadetten nefret ettiğini hissederse; bunlar kalbin hastalığının nişaneleridir. Kalbi canlı tutmanın ilk yolu nasihat dinlemek ve nasihati kabul etmektir.

İmam Ali (aleyhisselam) oğlu İmam Hasan’a (aleyhisselam) şöyle buyurmuştur: “Kalbine öğüde hayat ver, züht ile öldür, yakini imanla kuvvedendir, hikmetle nurlandır; ölümü zikrederek zelil kıl, yok olacağını ikrar ettir, dünyanın feci olaylarıyla basiret sahibi kıl, onu zamanın saldırısından, günlerin, gecelerin geçmesiyle oluşan kötülüklerden koru.”

Hz. İmam Ali (aleyhisselam) hizmetkârı Kamber’e “bana nasihat et” buyuruyordu. Zira vücut azalarının her birinin kendisine özgü zekâtı vardır. Kulağın zekâtı ise nasihat dinlemektir. İmam Ali (aleyhisselam) kulağın zekâtını vermek için Kamber’e bana nasihat et diye buyurmuş olabilir.

(ÜSTADA SORDUM, SAYFA 270(

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here